Derbiye dair konuşulacak pek az şey var ve bunların başında da Selçuk geliyor. Lakin Selçuk'tan önce, Selçuk'un öne çıkmasını sağlayan faktörlerleri de gözönüne almak lazım:
- Herşeyden önce Emre, Deniz ve Cristian aynı anda sakat olduklarından oynayamadılar ve nihayet Selçuk'a şans doğdu.
- Mehmet Topuz (ilk yarıda gördüğü kartın etkisiyle de) geldiğinden beri sürdürdüğü etkisiz oyununa devam etti. Kim ne derse desin, Topuz'un yapması gereken her şeyi (pas alıp vermek, takımı hücuma çıkarmak, Güiza'ya ara pas atmak, uzaktan şut çekmek vb) Selçuk Şahin yaptı. %100 Futbol'da bile Güiza'ya attığı yaklaşık 15-20 metrelik arapasa Rıdvan-Güntekin ikilisi inanamadılar, "Vederson mu O, Özer mi yoksa, yok yok Özer diğer tarafta" gibilerinden diyaloglar kurdular.
- Defansif anlamda gerçekten mükemmele yakın oynadı. Sürekli stoperlere yardıma geldi, kendi bölgesinde de erken ve temiz müdahalelerle rakibin ataklarını kesti. Tek hatası son dakikalarda Keita'nın şutundan önce hamle yapmayarak rakibinin önünü boş bırakmasıydı, onda da Volkan artistik bir hareketle başarılı oldu. GS ataklarını izlerseniz her pozisyonda Selçuk'u görürsünüz.
- Rakip ortasahası gerçekten etkisizdi. Açıkçası kağıt üzerinde Topal-Sarp-Elano 3'lüsünün sakat Selçuk-formsuz Mehmet-ve yine formsuz (hatta pres altında silikleşen) Alex'i sahadan silmesi gerekirdi. Fakat, iş pratiğe öyle dökülmedi işte. Güya pres altındaki Alex bile bazen o kadar rahat hareket etti ki, gözlerime inanamadım. Hele hele ne kadar kötü oynasa da Topal'ın yerine Arda'nın girmesiyle rakibin ortasahası iyice çöktü. Tam o anlarda sırasıyla Özer-Alex-Güiza'nın yerinde Deivid-Semih-Gökhan Ünal olsa skor belki çok daha farklı olurdu. İlk ikisi neyse de, Gökhan'ın daha erken oyuna girmesi lazımdı.
- Bilemiyorum olabilir mi ama Selçuk, Hiddink'in tribünde olduğunu duyduysa Milli Takım için "yeni bir şans" diyerekten gaza gelmiş olabilir. :)
- Ve tabi ki en önemli etken: Derbi havası! Selçuk gerçekten bu tür maçları seviyor. Ve haftalarca oynamasa, darbeye bağlı sakatlığı olsa bile elinden geldiğince mücadele ediyor.
Hiçkimsenin bu maçta "Selçuk kötü oynadı" demeye hakkı yoktur! Hele hele yanındaki etkisiz eleman Mehmet Topuz'u görmezden gelerek Selçuk'a kötü demeye hiç hakkı yoktur. İnanın ki, kritik kurtarışıyla Volkan'ın ve defans 4'lüsünün 4'ünün de mükemmel kademe anlayışlarının haricinde maçın adamı Selçuk'tur. Bu durumun, gol atmasıyla da alakası yoktur.
Defans dedim de, hakikaten geri 4'lü defansif açıdan tamamen kusursuzdu. Tabi defansın ortasında adeta bir pırlanta gibi parlayan Lugano'nun etkisi, liderliği, kademe anlayışı da tartışılmaz. André Santos'a da dikkat edin: Ligin sonuna doğru performansı gittikçe yükselecek bu adamın. Tıpkı 2006 Dünya Kupası'na çağrılmak için yırtınan Alex misali.... E isterse oynamasın! :)
Özer sakatlıktan dolayı etkisiz kalsa da 11,6 km koşması bile takdir edilmeye yeter. Vederson ise daha iyi orta açmalı artık. Bu tip defansa kapanılan maçlarda kanat hücumları çok önemli fakat Vederson'un zımba ortaları sayesinde pek sonuç elde edilemiyor. Alex etkili olmasa da deyim yerindeyse "varlığı yetti"! O'nu kontrol altında tutmaya uğraşan Sarp-Topal 2'lisi hücuma destek veremeyince GS atakları da 1 kişi eksik kaldı hep.
Güiza çok yalnız kaldı ama yine de pozisyonlara girdi. Fakat bence Gökhan Ünal oynasa daha çok verim alınırdı.
Galatasaray maçın ilk 5 dakikasında gol bulsaydı farka bile gidebilirdi. Taktikleri de bunu gösteriyordu. İlk dakikadaki ataklarını şansın da yardımıyla savuşturmamız, Daum'un senaryosunu devreye soktu ve tüm maç o senaryoya uygun bir şekilde devam etti. 0-1'den sonra hangi mantıkla uzun boylu adamla dolu FB ceza sahasına top şişirmeye çalıştığını anlamadığım gergin Galatasaray, haliyle hiçbirşey elde edemeden maçı bitirdi.
Hakemlerin hatalarını yazmama gerek var mı?